Kalp Krizinde Ne Oluyor?

Kalp kasının bir bölümüne giden kan akımının aniden durması sonucu kalp krizi ortaya çıkar. Kalp krizi vakalarının büyük çoğunluğu aniden ve istirahat halindeyken oluşur. Bazen de kalp krizi, kalbin aşırı oksijene ihtiyaç duyduğu hallerde bu ihtiyacı kan damarlarının karşılayamaması sonucu oluşur. Bu durum ağır eforlarla örneğin kar kürürken, yokuş yukarı hızla koşarken oluşabilir.

Kalp vücuttaki diğer kaslar gibi bir tür çizgili kastan oluşur. Normal fonksiyon görebilmesi için kanla gelen oksijene ve besin maddelerine (glukoz ve yağ asitleri) ihtiyaç duyar. Kalbe kanı getiren damarlara koroner damarlar adı verilir. Bu koroner damarların herhangi birinde oluşan bir kan pıhtısı kan akımını aniden durdurduğunda, o bölgedeki kalp kası oksijensiz ve besinsiz kaldığı için normal fonksiyonunu göremez, yani kasılması bozulur.
Kan akımının kesilmesi 20 dakikadan fazla sürerse, o bölgedeki kalp kasında kalıcı bir hasar oluşur. Eğer bu süre 4-6 saati geçerse o koroner damar bölgesindeki kalp kası tamamen canlılığını yitirir. Bu yüzden kalp krizinde adeta zamanla yarışan bir çaba ile erken müdahale önemlidir. Bu gerçek anlaşıldığından beri gelişmiş kalp merkezlerinde kalp krizi geçirmekte olan hastaya acil koroner anjiyografi ve tıkalı damarı balon kataterle açma, ardından da tam açıklığı sağlayacak bir stent yerleştirme işlemi yapılmaktadır. Bu işlemin yapılamadığı veya geciktiği durumlarda ise pıhtı eritici özel ilaçlar kullanılmaktadır.

Kalp Krizi Geçirdiğinizi Nasıl Anlarsınız?

Kalp krizi çoğunlukla istirahatte başlayan, daha nadir olarak da ağır bir eforla başlayan belirtiler verir. En tipik belirtisi olan göğüs ağrısı iki göğsün ortasında baskı tarzında ve yavaş başlayan ama giderek şiddetlenen bir ağrıdır. Bu göğüs ağrısı omuzlara, kolların iç yüzüne, sırta, alt çeneye ve karna doğru yayılabilir. Ağrıya nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, halsizlik ve solukluk eşlik edebilir.

Bu belirtiler kişiden kişiye ve hasar gören kalp kası bölgesine göre değişken şekillerde ortaya çıkabilir. Belirtiler vakaların çoğunluğunda tipik göğüs ağrısı ve eşlik eden belirtiler şeklinde olsa da, bir bölüm hastada üst karın bölgesindeki ağrı mide şikayetleriyle karıştırılabilir. Hatta alt çeneye vuran ağrı nedeniyle diş hekimine başvuran hastalarımız bile vardır. Ayrıca kalp krizi belirtileri özellikle şeker hastaları ve yaşlı hastalarda göğüs ağrısı olmadan da örneğin sadece bulantı, terleme, halsizlik ve nefes darlığı şeklinde ortaya çıkabilir.

Kalp Krizine Yatkınlık

Kalp damar hastalıkları (Koroner arter hastalığı) için tanımlanmış risk faktörleri aynı zamanda kalp krizi geçirme riski için de geçerlidir. Bunlar;

  • Sigara
  • Ailede (birinci derece yakınlarda) 55 yaşından önce kalp krizi geçirme
  • Şeker hastalığı
  • Kilo fazlası
  • Hipertansiyon
  • Yüksek kolesterol
  • Düşük HDL kolesterol (iyi kolesterol)
  • Stres
  • Fiziksel aktivitenin az olduğu hayat tarzı
  • Bu risk faktörlerinden bir veya daha azı bulunan kişiler düşük risklidir. 2 ile 3 risk faktörü varsa orta, üçten fazla risk faktörü varsa yüksek risklidir. Neyse ki aileden gelen genetik yatkınlık dışında olan risk faktörlerini ortadan kaldırmak elimizdedir.

Kalp Krizinde Aileden Geçiş Olur Mu?

Kalp krizi çok sayıda risk faktörünün ortak bir sonucudur. Kalp krizi sadece genetik faktörün etkisiyle oluşsaydı, kaçınılmaz bir kader olarak değerlendirilirdi. Oysa tek yumurta ikizlerinde bile (genetik özellikleri neredeyse yüzde 100 benzer olan kişiler) birinde olurken diğeri hiç kalp krizi geçirmeyebilir. Genetik bir alt yapı dış etkenlerle birleştiğinde kalp krizi riski artar.

Kadında Ve Erkekte Kalp Krizi Yaşı Nedir?

Kalp krizine yol açan ve koroner damarların duvarlarında biriken kolesterol plakları daha çocukluk döneminden başlayarak oluşmaya başlar. Bu plaklar yaş ilerledikçe büyüyerek belli bir hacme ulaştığında komplike olma eğilimi gösterir. Yani koroner damar duvarındaki bu kolesterol yüklü plak, yırtılma ya da ülsere olma eğilimine girer. 20’li yaşlarda bile koroner damar duvarında tespit edilmiş olan kolesterol plakları genellikle 40’lı yaşlarda çatlama, ülsere olma ve aniden damar duvarını bozarak kan pıhtısı ile kan akımının kesilmesine yol açabilir.

Erkeklerde 40’lı yaşlar, kadınlarda ise menopoz sonrası 50’li yaşlar kalp krizi riskinin ciddi olarak artmış olduğu ilk yaşlardır. Yaş ilerledikçe bu risk daha da artar. Bununla birlikte kolesterolden, yüksek fast food beslenme tarzı ve sigara alışkanlığında artış, daha stresli ve düzenli spor yapmayan bir hayat tarzının gençler arasında yaygınlaşması kalp krizi yaşını 30’lu yaşlara kadar indirmektedir. 30-40 yaş arası erkeklerde düzensiz olarak yapılan aşırı zorlayıcı spor (örneğin haftada bir ya da ayda bir iki kez halı saha futbol maçı) riski 5-6 kat artırmaktadır. Buna karşın haftanın en az 4 günü yapılan düzenli egzersiz (hızlı tempolu 45 dakika 1 saat dolayında bir yürüyüş) riski azaltır.

Riski Azaltmak İçin Neler Yapmalıyız?

Genetik yatkınlık dışındaki hemen hemen tüm risk faktörleri modifiye edilebilir, hayat tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla belli sınırlar içerisinde kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunun için;

  • Sigaranın bırakılması,
  • Kilo fazlasının verilmesi,
  • Kolesterol seviyelerinin normal sınırlarda tutulması
  • Kan basıncının normal seviyelerde tutulması
  • Tuz ve yağdan fakir bir beslenme alışkanlığına geçilmesi
  • Haftanın çoğu günü yapılan düzenli spor aktivitesi alınacak önlemlerdir.

Kalp Krizi Anında Ne Yapmak Gerekir?

Kalp krizi nedeniyle kaybedilen hastaların yarısından çoğu daha hastaneye ulaşamadan kaybedilmektedir. Bu nedenle kalp krizi belirtileri ortaya çıktığında, kalp hastalıkları uzmanının bulunduğu ve koroner yoğun bakım ünitesi bulunan bir sağlık kuruluşuna en kısa sürede ulaşması gerekir. Koroner damar tıkanıklığı 20 dakikayı geçtiğinde kalp kası hasar görmeye başlar ve ne kadar geç müdahale edilirse, bu hasar o kadar geri dönüşümsüz ve büyük olur. Bu yüzden tedaviye bir an önce başlamak gerekir.

Hastaneye ulaşana kadar geçen sürede kalp krizi şüphesi taşıyan hastaya hemen bir aspirin çiğnetilmesi, hastanın oksijensiz kalmasını ve kalbinin yorulmasını olabildiğince engellemek için 45 derecede yatar pozisyonda dinlenmeye alınarak etrafının boşaltıması gerekir.

Hastaneye ulaşıldığında kalp elektrosu ve yapılan kan tetkikleri neticesinde bir kalp krizi olduğu kesinleştirilirse, hasta hemen koroner yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınacaktır.

Uygun ve zamanında yapılan tedaviler kalp krizlerinden kaybı yüzde 30 daha azaltmaktadır.

Kalp Krizinden Sonra Neler Yapmalıyız?

Kalp krizi geçiren bir hasta erken dönemi tamamladıktan sonra kalp kasında oluşan hasarı ciddiyetine göre hastaneden çıkmadan hastanın riski belirlenir ve buna göre bir tedavi planı çizilir. Acil anjioplasti ile müdahale edilmiş ve kalp kasında fazla hasar kalmayan bir hasta 2 gün sonra taburcu edilip bir hafta sonra da işine geri dönebilecek duruma gelebilir. Buna karşın kalp kasında fazla miktarda hasar oluşan hastalarda bu hasarın iyileşmesi bir aya kadar uzayabilir ve bir kısmında kaybedilen kalp kası nedeniyle kalbin pompalama gücü azalarak kalp yetersizliğine yol açabilir.

Uzun dönemde alınması gereken önlemler ise tekrar bir kalp krizi geçirme riskini azaltmak için hayat tarzı değişiklikleri ve kalp koruyucu ilaç tedavilerini içerir.

Bunun için;

  • Doktorun vermiş olduğu tedavi planına uyulmalı
  • Düşük yağ ve tuz içeren diyete uyulmalı
  • İdeal kiloya inilmeli
  • Kolesterol ve tansiyon normal sınırlarda tutulmalı
  • Doktorunuzun önerdiği sıklık ve düzeyde egzersize başlanmalı
  • Sigara içilmemeli
  • İlaçlarınızı yanınızda taşımalı ve hangisinden ne dozda aldığınızı öğrenmeli
  • Düzenli kontroller yaptırılmalı
  • Hangi durumlarda hastaneye tekrar başvurulması gerektiği doktora sorulmalıdır.

Kalp krizi anında yaşam kurtaran 3 müdahele

Bu zincirin ilk halkası derhal 112’yi aramaktır. Çünkü her geçen dakika o kişinin yaşama şansı yüzde 10 azalır. Krizden 3 dakika sonra kişinin beyin ölümü, 6 dakika sonra ağır beyin hasarı başlarken, 12 dakika müdahale edilmezse kişinin ölümü gerçekleşir. Bu durumda 112’yi aramak çok önemli, 112 yoldayken de temel yaşam desteği uygulamak gerekiyor.

Bu noktada yaşam zincirinin ikinci aşaması olan kalp masajı uygulanmalıdır.                 Üçüncü aşama olarak ise elektroşok cihazları kullanılıyor. Bu cihazlar artık her vatandaşın kullanacağı şekilde basite indirgenmiş durumda, bunun için özel cihazlar geliştirilmiştir

Kalp masajı ile beyin gibi hayati organlara kan pompalanır.Bu şekilde beynin 3 dakika yerine 20-30 dakika daha faaliyetini sürdürmesi sağlanarak ambulansa zaman kazandırılıyor. Elektroşok cihazı olduğunda ise kalp yeniden çalıştırılıyor, o kişi yeniden nefes alabiliyor ve dolaşımı yeniden çalışmaya başlıyor. O nedenle bu cihazlar hayati önem taşıyor.

Türkiye’de Kalp Krizi Anında Hayatta Kalanların Oranı Yüzde 1

Ani kalp durmasından hastane dışında her yıl 100 bin kişinin yaşamını yitirdiği belirlenmiştir Kalp krizi anında, ülkemizde hayatta kalma oranları yüzde 1’in altında. Ama yaşam kurtarma zincirini güçlü bir şekilde uygulayan ülkelerde örneğin Amerika’da bu oran daha yüksek. Bir kişi yere yığılmışsa yanında kalp masajı yapmayı bilen, elektroşok cihazı bulunan ve bunu uygulamayı bilen biri varsa o kişinin hayatta kalma şansı şuanda yüzde 30. Hedeflenen oran ise yüzde 60. Bizde ise bu oran yüzde 1 civarında.

Kalp krizi geçiren kişi neler yapmalı?

İnsan hayatını tehdit eden hastalıkların başında kalp ve damar hastalıkları geliyor. Bu hastalıklar nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarının oranı, tüm kanser olgularından iki kat daha fazla. Ülkemizde her yıl yaklaşık 250 bin kişi kalp ve damar hastalıklarına yakalanırken bunların yaklaşık 150 bini hayatını kaybediyor. Bu sayı ise her geçen yıl artıyor.

Kalp Krizinin Sebepleri

Kalp krizinin en önemli nedenlerinden biri de sağlıksız beslenmedir. Hayvansal gıdalar, aşırı miktarda şekerli gıdaların tüketimi, kolestrol ve şekeri yükselterek kalp krizi riskini arttırıyor. Kalp krizin bir diğer önemli nedeni ise yüksek tansiyon hastalığıdır. Yüksek tansiyon hastalığı olanların mutlaka doktor kontrolü altında olmaları gerekmektedir.

Ayrıca Stres, hareketsiz yaşam, obezite, aşırı miktarda sigara ile alkol tüketimi de ani kalp krizinin erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden oluyor.

Ailesinde veya yakın akrabalırında genç yaşlarda bu hastalıktan hayatını kaybedenler de risk altında bulunuyor.

Kalp Krizinin Belirtileri

Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın. Birdenbire göğsünüzde,kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz. En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.

Ne Yapacaksınız?

Pek çok insan kalp krizi geçirdiği sırada tek başına oluyor, etrafta yardım edecek kimse bulunmuyor. Kalp atışları düzensizleşen ve kendisini bayılacakmış gibi hisseden birinin bilincini yitirmeden önce yalnızca 10 saniye kadar zamanı vardır. Bu durumda ne yapmanız gerekir?

Paniğe kapılmadan üst üste kuvvetlice öksürmeye başlayın. Arabanızı sağa çekin motoru durdurun dörtlüleri yakın arabanın arkasına geçip sırt üstü yere yatın ayaklarınızı arabanızın bagajına doğru yukarı kaldırın ve öksürmeye başlayın öksürmeden önce her seferinde derin bir nefes alın. Öksürükleriniz güçlü olsun,derinden gelsin ve uzun sürsün,tıpkı göğsünüzde birikmiş balgamı atmaya çalışır gibi öksürün. Her iki saniyede bir derin nefes alıp öksürün ve bunu yardım gelene dek yada kalp atışlarınız tekrar normale dönene dek sürekli yapın.

Sakın arabanızın içinde oturmayın bu esnada sizi gören insanlar yardım edeceklerdir derin nefes almak ciğerleri oksijenle doldurur. Öksürmek kalbe tazyik yapar ve kan dolaşımını rahatlatır. Kalbe uygulanan bu tazyik, kalbin normal ritmine dönmesini kolaylaştırır.

Bütün bunlar size, bilincinizi kaybetmeden önce hastaneye yetişecek zamanı tanır. Ayaklarınız yukarı doğru kaldırılmış olduğundan vücudunuzdaki bütün kan kalbe basınç yapacaktır. Bu pozisyonda yatmak kalbin normal çalışmaya düzenine geçmesine yardımcı olur bu konuda mümkün olduğunca çok kişiyi bilgilendirin. Bu bilgi sayısız insanın hayatını kurtarabilir. Asla, 'benim başıma gelmez!' diye düşünmeyin. Hayat tarzımızın epeyce değiştiği şu son yıllarda artık her yaşta insan kalp krizi geçiriyor.