Organ Bağışının Artmasının Önündeki Engeller

En başta bilgi eksikliği geliyor. İnsanlar organ bağışının ne olduğunu, nasıl ve hangi durumlarda yapıldığını bilmiyorlar. Dolayısıyla bilinmeyen bir konuya yaklaşımları da temkinli oluyor. Ölen bir yakınının organlarını bağışlamayı düşünen bir aile kişinin bedensel bütünlüğünün tamamen bozulacağı endişesini taşıyor. Oysaki organ nakli ameliyatının herhangi bir ameliyattan ( örn. Bir mide veya barsak ameliyatı ) hiçbir farkı yok. Hatta aşırı özen gösteriliyor. Vücut üzerinde tek bir ameliyat izi dışında kötü bir görüntü olmuyor. Her gün onlarca trafik kazası vb. nedenlerle insanlar yaşamlarını yitiriyorlar ve çok kötü görüntüler ortaya çıkabiliyor, ama bu organ nakli ameliyatında böyle değil. En azından kişinin vücut bütünlüğüne saygı gösteriliyor. Sevdiğiniz birini kaybedip üzülüyorsunuz ama aynı anda verdiğiniz bir kararla başkaları için bir yaşam armağan ediyorsunuz. Yani sizin verdiğiniz bu önemli karar belki de kısa süreli ömrü kalan birileri için yepyeni bir başlangıç olabiliyor, buna maddi ve manevi bir değer biçilemez. En kötü anınızda başkalarına yeni bir yaşam armağan ederek teselli olabilir, sağladığınız bu fayda ile acınızı biraz da olsa hafifletebilirsiniz. 

Çıkarılan Asılsız Söylentiler De Bağışları Etkiliyor!

Organ mafyası vs. 

Konuya olan ilgiyi azaltan diğer bir faktör de özellikle internet üzerinde mail grupları arasında dolaşan ‘şehir efsaneleri’ dediğimiz söylentiler veya gazetelerde yer alan “organ mafyası çocuk kaçırdı” şeklindeki gerçeği yansıtmayan haberlerdir. Hepimize mutlaka en az bir kere böyle bir mail gelmiştir. Bu mailler ve yapılan asılsız bazı haber ve ihbarlar nedeniyle, emniyet ve jandarmanın yaptığı araştırmalar sonucunda herhangi bir mafya olayına rastlanılmamıştır. Bu zamana kadar bazen gazetelerde yer alan “kaçırıldı, organları alındı” vs. haberiyle ilgili böbreği veya başka bir organı alınmış ve tespit edilmiş bir vakaya rastlanılmadı. Bu konu ile ilgili adli tıp kurumu ve emniyet genel müdürlüğünün yazılı açıklamaları vardır. Reyting kaygısıyla, sorumsuzca yapılan bu haberler organ bağışını etkiliyor ve siz yaptığınız bu haberlerle yüzlerce kişinin ölümüne neden olunuyor, çünkü bu haberler sonrası bağıştan vazgeçenler olduğundan onların nakil olma şansını azaltmış oluyorsunuz. Yapılan yanlış haberler daha sonra düzeltilse ve gerçeği yayınlanmış olsa bile bu haber insanların kafasında ilk yayınlandığı şekliyle kalıyor. Organ bağışı konusunda bilgi eksiklikleri giderildikçe bağışa olan ilgi de artacaktır ki, arttığını da görüyoruz. 

Önemli Faktörlerden Biri De “Din” !

Her canlının hayatı kutsaldır, saygı gösterilmeli ve korunmalıdır. İnsanlarda “ acaba organ bağışı yaparsam günah mı işlerim “ düşüncesi var. Dini bilgi yetersizliği veya önyargılardan kaynaklı çekinceler de az değil. Bazen “organ bağışında bulunmak ister misiniz” diye sorduğumuz ailelerin konuyu önce bir din adamına danışmak istediklerini görüyoruz. Görüştükleri kişinin olumsuz görüş bildirmesiyle organ bağışından vazgeçen insanlar oluyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 06.03.1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ bağışı ve naklinin caiz olduğunu açıklamıştır.

Tüm Dinler Açısından İncelemek Gerekirse;

İslamiyet; organ-doku ve kan naklini zaruri bir tedavi yöntemi olarak kabul eder ve karşı değildir. Ancak bazı koşulların olması gerekir. Bunlar;

  • Organ veya dokusu alınan kişinin ölmüş olması,
  • Hastalığın sadece organ nakli ile tedavi edilebileceğinin mesleki yeterliliğine ve dürüstlüğüne güvenilen bir hekim tarafından karar verilmiş olması,
  • Alınan organ ve dokular için herhangi bir ücret alınmaması,
  • Tedavi edilecek kişinin buna izin vermesi,
  • Toplumun huzur ve güveninin bozulmaması bakımından organ ve dokusu alınacak kişinin buna sağlığında izin vermiş olması veya aksini beyan etmemiş olması koşuluyla yakınlarının izninin alınması.

İslam dini açısından ilgili ayet ve hadisler de vardır. Bunlar;

“Kim bir kimseye hayat verirse, o sanki bütün insanlara hayat vermişçesine sevap kazanır.” Maide suresi, ayet 32
“İnsan kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Evet bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.”
“iyilik yapacağınız kişi yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisi sorumludur.” Kıyame suresi , ayet 3-4.

Hırıstiyanlık açısından ; transplantasyonun başladığı ilk yıllarda Katolik Kiliseler birinden organ çıkarılıp başka birine takılmasına onay vermediler ve insanlar üzerinde de çok etkili oldular. Ancak aradan geçen 60 yıl sonra klinik sonuçların ortaya koyduğu bilimsel gerçekler ve değişen değer yargıları, kilisenin bu dogmatik yorumunu değiştirip organ naklini destekleyen tutum içine girmesine neden olmuştur. Günümüzde Katolik kilisesinin toplum üzerinde oldukça etkili olduğu ülkelerden İSPANYA, organ bağışında ve naklinde Avrupa da 1. sıradadır.
Diğer bütün büyük dinler de organ bağışını ve naklini destekler. Olumsuz ifadeler kişilerin kendi yorumlarından ibarettir.

Bağışlanan Organlar Kimlere Naklediliyor?

Öncelikle doku ve kan grubu uygunluğuna göre acil bekleyen hastalara nakiller yapılır. Her hasta için organ nakli kriterleri vardır. Bu kriterleri bilim kurulları ( böbrek, kalp, karaciğer) belirler. Organ paylaşımında en önemli öncelik ;

  1. Tıbbi aciliyet
  2. Doku ve kan grubu uyumudur.
  3. Din, dil, ırk, cinsiyet, zengin-fakir ayrımı gözetilmez.
  4. Ulusal Koordinasyon Sistemi tarafından dağıtım yapılır.
  5. Önce ülkedeki tüm bekleyen acil hastalar taranır. Uygun acil hasta yoksa sıradan bekleyen hastalara nakil gerçekleştirilir.
  6. Yapılan tüm işlemler kayıt altına alınıp belgelenir.

Organ Bağışında Ne Durumdayız, Dünyadaki Yerimiz?

Organ bağışı her geçen yıl bir önceki yıla göre yaklaşık 1.5- 2 katı artış göstermekte ancak bu artış halen çok yetersiz. Ülke olarak yılda milyon nüfus başına minimum 25 kadavra donör sağlayabildiğimiz zaman organ nakli bekleme listelerindeki hastaları tedavi etme şansını yakalayabiliriz. Bizde ölümlerin ancak % 25-30 unun yakınları organ bağışını kabul ediyorlar. Bu da yılda milyonda 3,5-4 kişi demek. Yani kadavradan organ bağışında yıllık ortalamanın çok çok altında kalıyoruz. Bu nedenle her yıl 6-7 bin kişi organ nakli beklerken yaşamlarını kaybediyor. Yaş ortalaması da oldukça düşük. Örneğin böbrek hastalarının % 50 sine yakınını 5-40 yaş arası kişiler oluşturuyor.

Organ naklinin gelişmiş olduğu ülkeler ile aramızda bir kıyaslama yapmak gerekirse arada ortalama 10-15 kat fark var. Katolik bir toplum olmasına rağmen İSPANYA da oranlar milyon nüfus başına 35-40 arasıdır. Yine diğer Avrupa ülkelerinde ve Amerika da oranlar milyonda 25 in altında değil. Organ nakli bekleyen hasta listesine her yıl 4000-5000 yeni hasta ilave oluyor. Bizde ise yılda maksimum 3000-4000 kişiye (kadavra+canlı vericiden) organ nakli yapılabilmekte, geri kalanlar da maalesef kaderine terk edilmektedir. Yapılan nakillerin % 70 i canlıdan, % 30 u kadavradan sağlanmaktadır. İdeal olan çoğunluğunun kadavradan yapıldığı nakillerdir.

Organ nakli bekleyen hastalıklar halen önemini koruyor. Sayı her geçen gün artıyor, ama bağışlar ortalamanın çok altında devam ediyor. Organlarımızı toprağa gömmeyi tercih ediyoruz. Hepimizin bir yakını, sevdiği, eşi, çocuğu, anne veya babası organ nakli bekleyen bir hasta konumunda olabilir. Olmamasını dileriz. Organ nakli bekleme listesinde bekliyor olmak, birilerinin ölmesinin sizin yaşamanızı sağlıyor olması büyük bir travma. Aynı zamanda da yakınını kaybeden birinin bu durumundan olumlu bir sonuç çıkarması için bir fırsat oluşturuyor. Herkesi bir yaşam armağan etmeye davet etmek istiyoruz..

ASLOLAN HAYATTIR!.......
ORGAN BAĞIŞINDA BULUNARAK SİZ DE YENİ BİR YAŞAM ARMAĞAN EDEBİLİRSİNİZ YAŞAMAK GÜZEL, YAŞATMAK DA !....... 
ORGAN BAĞIŞI HAYAT BAĞIŞIDIR !...... 
HAYATA YENİDEN MERHABA DİYEMEZSİNİZ, AMA DEDİRTEBİLİRİSNİZ !…… 
ORGANLARINIZI TOPRAĞA GÖMMEYİN, ONLARA CENNETTE DEĞİL BURADA İHTİYAÇ VAR !....