ORGAN BAĞIŞI BIRAKACAĞINIZ EN DEĞERLİ MİRAS;

Organ bağışı nedir, nasıl ve nereye organ bağışı yapabilirsiniz?

Organ bağışı kişinin hayatta iken kendi iradesiyle, organlarının bir kısmını veya tamamını ölümünden sonra başkalarının tedavisi için kullanılmak üzere izin vermesidir. 18 yaşını aşmış, akıl ruh sağlığı yerinde, mümeyyiz olan herkes organ bağışında bulunabilir. Bağış yapılabilecek yerler; tüm devlet hastaneleri, özel hastaneler, sağlık ocakları, sağlık müdürlükleridir. Prosedür olarak bir form doldurulup organ bağış kartınız veriliyor. Beş dakikalık bir işlem diyebiliriz. Yapılan organ bağışları o hastanenin yetkili kişisi tarafından internet üzerinden SAĞLIK BAKANLIĞININ ORGAN VE DOKU BAĞIŞI BİLGİ SİSTEMİNE girilir. Bakanlık yetkilileri dışında kimsenin bu bilgileri görmeye yetkisi yoktur. Kartınızın üzerinde bulunan bilgiler de organ alımı için hiçbir zaman yeterli değildir. Organ bağışı ve nakli hizmetleri 1979 yılında yürürlüğe giren 2238 sayılı Organ ve Doku alınması, aşılanması, saklanması ve nakli hakkındaki kanun sınırları içinde yürütülür.

Organ bağışı yaptığım nerden biliniyor, ya kartım yanımda olmazsa?

Sıkça sorulan bir soru. Kişi organ bağışı yapmış ancak kartını yanında taşımıyor diyelim. Ama bir şekilde yaşamını yitirdi ve organ bağış kartı yanında yok. Böyle bir durumda ne olacak? Daha sonra da ayrıntılı değinileceği gibi kadavradan ( beyin ölümü olmuş kişi ) organ nakli sadece beyin ölümü olmuş kişilerden yapılır. Bunun anlamı şudur; kişi herhangi bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde solunum cihazına bağlı olarak yaşamını yitirmiştir. Beyin ölümü hali tespit edilip Sağlık Bakanlığının sistemine girildikten sonra sadece bakanlıktaki ilgili yetkililer kişinin organ bağışı olup olmadığını sistem üzerinden kontrol edebiliyor.

Böyle bir durumda ölen kişilerin yakınlarına Türkiye’nin her yerinde, kişinin organ bağışı olsun ya da olmasın mutlaka organ nakli koordinatörleri tarafından bilgi verilip organ bağışı konusunda fikirleri alınıyor. Yaklaşımları olumlu ise yazılı onay alınarak bu kişilerden organ nakli yapılıyor. Kişinin kartı olsa dahi aileden mutlaka yazılı onay alınıyor. Kişinin önceden organ bağışı yapmış olması vasiyet değeri taşıdığından, ailelerin daha rahat karar vermesine yardımcı oluyor. Bu konuda toplumun hassasiyetleri ve etik değerler göz önünde bulunduruluyor. Organ nakli, bağışı zorla olabilecek bir şey değildir.

Organ bağış kartım birilerinin eline geçerse bana zarar verebilirler mi veya bağışlanan organları isteyen doktor istediği hastaya nakledebilir mi?

Bir de toplumda şöyle bir inanış var; “ organ bağışı yaptığımı ya organ mafyası öğrenir de peşime düşerse” , bunlar bazılarına komik gelebilir ama bu endişelerini dile getirenlerin oranı hiç de az değil maalesef. Biraz bilgi eksikliği, asparagas haberler, maillerde dolaşan bilgi kirliliklerinin bunlara sebep olduğunu söyleyebiliriz.

Herkesin organ çıkarıp takmaya yetkisi ve de uzmanlık becerisi yoktur. Türkiye’de bu ameliyatları yapan insan ve merkez sayısı bellidir. Ve bir organ bağışı olduğunda bu bir koordinasyon sistemi tarafından idare edilir, çeşitli araştırmalar ve aşamalar sonucunda uygun alıcılara nakledilir. Yani isteyen hastane, isteyen doktor kendi isteği doğrultusunda kimseden organ alamaz, organ nakli yapamaz. Örneğin Şişli Hamidiye Etfal Hastanesinde beyin ölümü gelişen ve organları bağışlanan bir kişinin organlarının hangi hastanelerde, hangi hastalara nakledileceğine karar verme yetkisi bu hastaneye değil doğrudan SAĞLIK BAKANLIĞI ULUSAL ORGAN VE DOKU NAKLİ KOORDİNASYON MERKEZİNE aittir. Koordinasyon sistemi hastanelerdeki Organ Nakli koordinatörlerinden başlar, sırayla Bölge Koordinasyon Merkezleri ve Ulusal Koordinasyon Merkezi olarak yapılanır. Organ nakli organizasyonunun mutlaka koordinasyon sisteminden, bilim kurullarından geçmesi ve şeffaf olması şartı vardır. Ayrıca her alınan organ herkese nakil edilemez. Bazı nakiller için de doku ve kan grubu gibi uygunlukların olması şartı vardır.

Organ nakli kimlerden yapılabilir?
Avantajlar , dezavantajlar nelerdir?
Her ölen kişiden organ nakli yapılabilir mi?

Organ nakli iki şekilde yapılır. Bunlar canlıdan canlıya veya beyin ölümü gelişmiş ( kadavra ) kişilerden yapılan nakillerdir.

Canlıdan canlıya organ nakli böbrek, karaciğer ve akciğer gibi organlar için geçerlidir. Örneğin anneniz, babanız veya kardeşiniz diyalize giren bir böbrek hastası, siz uygun koşullar var ise böbreğinizin birine ona verebilirsiniz. İnsanlar tek böbrekle de hayatta kalabilirler ancak ilerde o kişinin de organ nakline ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle tıpta bu istenmeyen bir durumdur. Örneğin bir kaza vs. sonucu tek böbreğinizi kaybederseniz diğerine ihtiyaç duyabilirsiniz. Yine karaciğer ve akciğer için de aynı sebepler geçerlidir. Siz sağlıklı iken, organınızın birini veya bir parçasını ( karaciğer ve akciğer için geçerli) birine vererek, yani sağlıklı iken bir risk alıp takip edilmesi gereken potansiyel hasta grubuna giriyorsunuz. Ama maalesef bağışların yetersiz oluşu, organ nakli bekleyen insanların çokluğu, yakınlarımızın acı çekmesi, onların hastalıkla mücadele edememesi son çare olarak bazen canlıdan canlıya nakli zorunlu kılmaktadır. Kalp, pankreas gibi hayati organlar için ise kadavradan nakil zorunludur.

Kadavradan ( beyin ölümü gelişmiş kişi) organ nakli, sadece yoğun bakımlarda çoğunlukla beyin kanaması, ağır kafa travmaları, trafik kazaları vb. sebeplerle solunum cihazına bağlı yatan,beyin ölümü gelişmiş kişilerden yapılabilir. Toplumda her ölen kişiden organ nakli yapılabilir diye bilinir ama durum böyle değil maalesef. Kişi hastanenin herhangi bir kliniğinde bile ölmüş olsa, solunum cihazına bağlı değil ve beyin ölümü olmamışsa bu kişilerden organ nakli yapılamaz. Yani bazen basın yayın organlarında yazılan haberlerde olduğu gibi trafik kazaları veya depremler gibi doğal afetlerde kimsenin organını alıp birine nakil edemezsiniz. Bu her şeyden önce tıbben mümkün değildir.

Beyin ölümü ve bitkisel hayat kavramları nelerdir?

Beyin ölümünde;

Bir insanda beyin ölümünün gelişmiş olması demek; beynin tüm kan akımı ve oksijenlenmesinin durmuş olmasını, beynin tamamen ve geri dönüşümsüz olarak tüm fonksiyonlarını kaybetmiş olmasını tanımlar. Beyin ölümü olan kişide kısa zamanda diğer organlar da hayatiyetini kaybeder. Beyin ölümünde vücuda oksijen pompalayan bir solunum makinesi (ventilatör) olduğu için kalp bir süre daha atmaya devam eder. Kalbin kendine ait, beyinden bağımsız olarak çalışan bir merkezi vardır. Kalp dokusuna oksijen geldiği sürece bu merkezden elektriksel uyarı çıkar ve kalbin kısa bir süre daha atmasını sağlar. Şimdiye kadar dünyada beyin ölümü tanısı konulup tekrar yaşama dönmüş bir vaka yoktur. Beyin ölümü olan kişi tıbben ve yasal olarak ölü kabul edilir.

  • Beyin fonksiyonlarını geri dönüşümsüz olarak kaybetmiştir.
  • Hasta solunum cihazına bağlıdır, kendi kendine solunum yapamaz.
  • Bu durum koma ve bitkisel hayattan farklıdır.
  • Yapılan tüm tıbbi tedavi ve makine desteğine rağmen kısa süre içinde tüm organlar işlevini yitirir.
  • Bu kişiler artık tıbben ölüdürler. Bir daha hayata dönmeleri mümkün değildir.
  • Ancak beyin ölümü gelişmiş kişilerden organ nakli yapılabilir.

Kanunlar gereği beyin ölümü olup olmadığına çeşitli testler yapılarak, bir uzman heyet tarafından karar verilir. Bu kurulda beyin cerrahları, nöroloji, anestezi- reanimasyon ve yoğun bakım uzman hekimleri yer alır. Her hekim kendisi açısından yapılması gerekli muayene ve testleri yapar, belgeler ve koordinatöre sunar. Rapor sonuçlarına göre bütün hekimlerin hastanın öldüğüne kanaat getirmesi gereklidir. Son olarak da ölüm kararı bir tutanakla (beyin ölümü tutanağı) karara bağlanır ve SAĞLIK BAKANLIĞI’NA hemen bildirimi yapılır. Bu bildirim bütün sağlık kuruluşları için zorunludur.

Bitkisel hayatta ise;

  • Hastanın solunumu devam eder ancak makine desteğine ihtiyaç duyabilir.
  • Bu kişiler makine desteği ile aylarca, yıllarca yaşayabilir.
  • Bazı durumlarda iyileşme şansları vardır.
  • Bazen televizyon veya gazetelerde ”3 yıl - 5 yıl sonra tekrar hayata döndü” vb. haberler duyarız, bu vakalar bitkisel hayatta olan kişilerdir. Onlar için bir mucize gerçekleşmiş ve iyileşmişlerdir.
  • Derin koma da aynı şekildedir. Bu insanları tıp ölü kabul etmez, bu kişilerden organ nakli yapılmaz çünkü bunlar yaşayan insanlardır.
  • Bitkisel hayattaki kişilerde az da olsa bir yaşam belirtisi vardır.

İşte “bir ümit var mı” dediğimiz hasta grubu bunlardır. Evet bunlarda az da olsa bir ümit vardır ve zaten biz bu kişilerden organ nakli yapmıyoruz. O kişi yaşama şansını sonuna kadar kullanacaktır.