Kolorektal Kanserler

10.05.2016

Kolon ve rektum, sindirim sisteminin kalın bağırsak denen kısmını oluşturur. Son 20 cm’lik kısmı rektum, buradan ince bağırsaklara kadar olan kısmı ise kolon olarak adlandırılır. Toplam yaklaşık 1,5 m uzunluğundadır. Kolondan başlayan kansere kolon kanseri, rektumdan başlayan kansere rektal kanser denir. Sağlık Bakanlığı'nın istatistiklerine göre en sık görülen ilk 5 kanser arasındadır. Kolorektal kanserler daha çok kentsel, endüstriyel toplumların hastalığıdır. Her yaşta görülebilmelerine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenmektedir. Kadın-erkek arasında görüme sıklığı açısından pek bir fark yoktur. Bu kanserlerin çoğu ( %98) adenokanserlerdir. Kolorektal kanser kolon ve rektumun dışına çıktığında, kanser hücreleri genelde yakındaki lenf bezlerinde bulunabilir. Kanser hücreleri bu lenf bezlerine ulaşabilirse diğer bezlere, karaciğer ve uzak organlara ulaşabilir.

Risk Faktörleri: Yaş, Polipler ( Polip, barsağın iç yüzünde oluşan iyi huylu bir nodüllerdir), ailede kolorektal kanser öyküsü, genetik bozukluklar, daha önceden kolorektal kanser geçirmiş olmak, kadınlarda daha önce yumurtalık, rahim ve meme kanseri geçirmiş olmak, Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi İnflamatuar barsak hastalıkları, hayvansal yağdan zengin ve liften fakir diyetle beslenmek, sigara kolorektal kanser riskini arttırır.

Korunma: Fiziksel egzersiz, aşırı kilolardan kurtulmak, sigara ve alkol kullanmamak, yüksek lifli, düşük yağ içerikli gıdaları tüketmek koruyucu önlemlerdir. Ayrıca doğru yaşta yapılacak doğru tarama yöntemleri ile riski azaltmak mümkündür.

Belirtiler: Bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, ishal, kabızlık, bağırsakta tam boşalmama hissi, dışkıda kan görülmesi, normalde olduğundan daha ince dışkılama, karında rahatsızlık (gaz, kramplar, şişkinlik),  nedeni bilinmeyem kilo kaybı, sürekli yorgunluk. Bunlardan herhangi birine sahip kişilerin, erken tanı ve tedavi için doktora başvurması önerilir. Makata yakın kısımdaki tümörlerde en sık bulgu, dışkıya kan bulaşmasıdır. Burada dikkat edilecek durumlardan birisi hemoroid denen hastalıkta da dışkıda kan gözlenir ve kişi bu durumu karıştırarak teşhis ve tedaviyi geciktirebilir.

Tanı: Diğer kanserlerde olduğu gibi kolon kanserleri de iyice büyüyene kadar belirti vermezler. Bu nedenle amaç, daha kanserde belirti yokken tümörü ortaya koymak olmalıdır. Belirtiler gelişmeden önce bir kişinin kanser için taranması poliplerin ve kanserin erken tanınmasında yardımcı olur. Poliplerin erkenden tanınıp çıkartılması, kolorektal kanseri önleyebilir.

Erken tanıda kullanılan tarama testleri şunlardır: Dışkıda gizli kan testi, Sigmoidoskopi (Rektum ve sigmoid kolon denen bağırsağın son 60 cm’lik kısmı görüntülenir), Kolonoskopi (Tüm kolonun iç duvarı görüntülenir, varsa polipler çıkartılabilir), rektumun parmakla muayenesi, Çift kontrastlı baryumlu kolon grafisi (Makattan beyaz opak madde verildikten sonra çekilen filmlerle tümörü göstermeyi sağlar. Büyük tümörleri göstermede faydalıdır ancak kolonoskopi kadar güvenilir değildir).

Risk gruplarına girmeyen hastalara, 50 yaşından başlayarak gaytada gizli kan taraması, 50 yaşın üzerinde ise en azından 5 yılda bir sigmoidoskopi, 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Risk grubunda olan hastalardan; daha önce polip çıkarılmış olan hastalar bu işlemden sonra 1-3 yıl içinde tekrar kolonoskopi yaptırmalıdır. Anne baba gibi yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri tanısı konmuş olanlar 40 yaşından önce veya akrabasına tanı konulduğu yaştan en geç 8-10 yıl önce taramayı başlatmalıdır. Uygun hastalara genetik test yaptırılmalıdır. Ailesel adenomatoz polipozis (FAP) olarak adlandırılan hastalık olan kişiler genetik danışmanlık almalı ve 10-15 yaşından itibaren kolonoskopi ile takip edilmelidir. Meme, kadın genital organ kanseri olan kişiler 40 yaşından sonra, ülseratif koliti olan kişiler ise tanı aldıktan sonra periyodik olarak kolonoskopi yaptırmalıdır.

Kalın bağırsak kanserlerinin teşhisi rektoskopi, sigmoidoskopi veya kolonoskopi ile tümörün görülmesi ve alınacak biopside kanserli dokunun gösterilmesi ile olur.

Tedavi: Yaşa, tümörün yerleşim yerine, evresine göre değişmekle birlikte en sık tedavi yöntemi cerrahi ile tümörün ve sıçradığı alanların çıkarılmasıdır. Kemoterapi ve Radyoterapi de diğer tedavi seçenekleri arasındadır. Erken evrelerinde tanı konulup tedaviye başlandığında tedavisi en olanaklı kanserler arasındadır. Erken evrede tanı konulup tedaviye alınmış olanlar arasında beş yıllık sağkalım oranı %90’dır.