blog12

Kadınların Korkulu Rüyası Meme Kanseri

Meme kanseri memenin süt salgılayan birimleri ve sütü meme başına taşıyan süt kanallarında çeşitli faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan kontrol edilemeyen, anarşik büyüme sonucu gelişen tümöral yapıdır.

 Meme kanseri kadınlarda görülen kanserlerin % 20 sini oluşturmakta olup, görülme sıklığı açısından ve kanserden ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Türkiye ' de 100.000 kadından 50 sinde meme kanseri görülmekte olup, her yıl ortalama 40.000 yeni meme kanseri olgusu saptanmaktadır. Ülkenin batısında doğuya göre bu oran daha yüksektir. Yaşamın herhangi bir döneminde her 8 kadından 1 ' i meme kanserine yakalanmaktadır. Buna karşın erken tanı ve tedavi ile meme kanseri kesin tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

25 yaşından itibaren kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmayı bir alışkanlık haline getirmeleri sonucunda memelerinde oluşabilecek herhangi bir değişikliği erken dönemde fark ederek doktora başvurmaları erken tanı ve tedavi için son derece önemlidir. 30 yaşından itibaren 3 yılda bir doktor muayenesi ve Ultrasonografi, 40 yaşından sonra ise , yılda bir muayene ve Mammografik değerlendirme yapılmalıdır. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınların bu konuda daha duyarlı olmaları gerekmektedir.

Meme kanseri 20-30 yaş aralığında bile görülmekle birlikte, görülme sıklığı 40 yaşından itibaren artmakta 65 yaş altındaki kadınlarda 100.000 kadından 82' sinde , 65 yaş üzeri kadınlarda ise 100.000 'de 404 ' e çıkmaktadır.

Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü verilerine göre genel popülasyonda meme kanserinden ölüm oranları genç yaşlarda daha yüksektir.

         20 – 49 Yaş Aralığında Yılda % 2,5

         50 – 64 Yaş Aralığında Yılda % 2,1

         65 – 74 Yaş Aralığında Yılda % 2,0

         75 Yaş Üzerinde İse Yılda     % 1,1

        

         Ölüm oranları yaş artışına paralel bir düşüş göstermektedir.    

 

Meme kanserinin en önemli bulgusu memede kütle ele gelmesidir. Toplumda kansere ait kütlelerin ağrısız olduğuna dair bir inanç olmasına rağmen kütlenin ağrılı olup olmaması kanseri ekarte ettirmez. Ancak meme kanserli hastalrın % 70-80 inde çoğu kez ağrısız ve tesadüfen bulunan kütleler vardır. Bunun dışında ;

  • Meme başı çöküklüğü,
  • Meme başından akıntı ( özellikle kanlı akıntı ),
  • Meme başı ve etrafında egzama görünümü,
  • Meme derisinde çekilme, gamzeleşme, portakal kabuğu görünümü,
  • Meme derisinde kızarıklık, ödem ve ülserleşme ( özellikle ileri yaşlarda)

 gibi bulguların ortaya çıkması meme kanserinin belirtisi olabilir. Ailesinde meme kanseri bulunan kadınların bu konuda daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Erken yaşlarda doğum yapmak, emzirme, erken menepoza girmek, yağlı gıdalardan ve özellikle menepoz sonrasında kilo almaktan kaçınmak, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, aşırı alkol almamak, sigara kullanmamak, menepoz sonrası gelişigüzel Hormon Replasman Tedavisi almamak, egzersiz ve spor yapmak meme kanserinden korunma açısından önemlidir.

Erken evre meme kanserleri memeyi almadan sadece kanserli dokuyu çıkartarak tedavi edilebilmekte ve kesin şifa sağlanabilmektedir.  Ameliyat sonrası nüksler genç kadınlarda daha sık görülmektedir. Meme kanseri nedeniyle Meme Koruyucu Cerrahi ( M.K.C. ) ve Radyoterapi uygulanan 42.000 hastalık bir çalışmada 50 yaş altı hastalarda 5 yıllık lokal nüks % 11 bulunurken 70 yaş üzeri hastalarda bu oran % 3 ' e düşmektedir. Kadınların 25 yaşından itibaren her ay adet bitiminden sonra kendilerine ayıracakları 5 dakikalık bir zamanla kendi kendilerine meme muayenesi ( K.K.M. ) ve 30 yaşından itibaren düzenli doktor kontrolü ile hem memelerini hem de yaşamlarını kurtarabileceklerini unutmamaları gerekir. Zira kadınlar memelerini ve yaşamlarını meme kanseri nedeniyle değil tanı ve tedavide geç kaldıkları için kaybetmektedirler.