blog12

Diyabet (Şeker Hastalığı) Ameliyatla Tedavi Edilebilir mi?

Diyabet (Şeker Hastalığı) Ameliyatla Tedavi Edilebilir mi? 

Bu soruya cevabımız: "Evet uygun hastalarda diyabet ameliyatla tedavi edilebilir"

Konuyu biraz açalım.

Şeker Hastalığı dünyada olduğu gibi Türkiye'de de  hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde 13 milyon civarında diyabet hastası olduğu tahmin ediliyor. Diyabet malesef vücuttaki tüm organ ve sistemleri etkileyen kronik ve sinsi bir hastalık. Klasik olarak Tip 1 ve Tip 2 diyabetten bahsedebiliriz. Vücutta insülin salgılanmayan ve genellikle erken yaşlarda görülen diyabet Tip 1 diyabet olarak tanımlanabilir. Tip 2 diyabette ise insülin hormonu olmasına karşın vücutta insüline karşı bir direnç sözkonusudur. Toplumdaki diyabet hastalarının % 90 dan fazlası Tip 2 diyabettir.

Besinlerle alınan ve kana geçen glukoz, insülin hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler glukozu yakıt olarak kullanır . Yağ ve karbonhidrat oranı yüksek işlenmiş gıdaları tüketmek kanda daha fazla yağ asidi birikimine ve karaciğer ile iskelet kaslarında da yağ depolanmasına yol açarak insüline karşı direnç oluşmasına ve sonunda da diyabete neden olmaktadır. İnsülin hormonuna karşı direnç varsa kan şekeri yükselir. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri bir çok organ ve sistemde bozulmalara neden olur.

Obezite Tip 2 diyabet oluşumu için en önemli risklerden biridir. Tip 2 diyabetli hastaların % 90 ı fazla kilolu veya obezdir.

Diyabetin ilk tedavisi hastanın diyet ve egzersiz yapması, kan şekerini düzenleyici oral antidiyabetik haplar veya insülin kullanmasıdır. Kilolu hastaların kilo vermesi mutlaka gereklidir. Bu süreç zorlu bir süreçtir. Hastalar günlük hatta saatlik olarak şeker takibi yapmalı diyetlerine çok dikkat etmelidirler. Şeker hastalığının kendisi hastada açlık hissi oluşturur ve kilo aldırır. Bu döngüyü kırabilen ve kan şekerini uzun yıllar kontrol altında tutabilen hastalar % 10 kadardır. Diğerlerinde kaçınılmaz olarak diyabetin kronik etkileri ortaya çıkmaktadır. Pratik olarak şunu söyleyebiliriz: Ameliyatları bir kenara bırakırsak ilaç ve davranış değişiklikleri ile diyabeti tedavi edemiyoruz. Ortadan kaldırmamız zaten mümkün değil, hastaların % 90 dan fazlasında ilerlemesini bile durduramıyoruz.

Peki ameliyatlarda durum nedir?

Obezite cerrahisi son 20-30 yılda giderek artan sıklıkla uygulanmaktadır. Obezite ameliyatı yapılan hastalarda şeker hastalığının, hasta daha kilo vermeden düzeldiği gözlenmiş ve bu konuyla ilgili zaman içinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalar diyabetin insülin kadar çoğunu yeni yeni tanıdığımız ince barsaktan salgılanan bir gurup hormon veya benzeri maddelerle ilişkili olduğunu ortaya koydu. İnce barsakların ilk bölümlerinden salgılanan bazı maddeler insülinin işini zorlaştırırken son kısmından salgılanan bazı maddeler ona yardımcı oluyorlar. Günümüzde çok tükettiğimiz işlenmiş gıdalar hazırlanma aşamasında bir ön sindirimden geçtiği için daha barsakların ortasında emilimleri tamamlanıyor. Son kısma sadece posa gidiyor ve barsakların son kısmından salgılanmasını beklediğimiz hormon benzeri maddeler salgılanamıyor. Şeker hastalığının altında yatan temel neden bu gibi görünüyor.

Obezite ameliyatları sindirim sisteminde değişiklik yaparak ve kilo verdirerek şekerin düzelmesini sağlıyor. Artık hem aşırı kilolu hemde şeker hastası olanların ameliyat edilmesi ve zayıflatılması ile ilgili tartışma yok. Dünya Sağlık Örgütü bu gurup hastalara obezite cerrahisi yöntemlerini öneriyor.

Cerrahların bugün tartıştığı iki temel konu var. Birincisi kilolu olmayan şeker hastalarının ameliyat edilip edilmeyeceği, bir diğeri ise hangi hastada hangi yöntemin daha iyi sonuç vereceğidir.

Obezite cerrahisinde en sık kullanılan tüp mide ameliyatında sadece mideyi küçültüyor ancak barsaklarda bir değişiklik yapmıyoruz. Hastalar kilo verdikleri için şekerleri düzeliyor. Ancak beş yıl sonrasında bu hastaların yaklaşık yarısında yine şeker hastalığı devam ediyor. Kilolu ve şeker hastası olanlarda veya kilolu olmayan şeker hastalarında mideyi küçültmenin yanında barsaklarda da değişiklikler yaptığımız özel ameliyatlar uyguluyoruz. Bu ameliyatlar şeker hastalığı üzerine daha etkili ameliyatlar.

Kilolu olmayan diyabet hastalarında ameliyatlar henüz Dünya Sağlık Örgütünce kabul edilmedi. Bunun nedeni henüz yeterli sayıda hastanın 10 yıl ve üzeri sonuçlarının elimizde olmamasından kaynaklanıyor. Erken dönem sonuçlar ise oldukça iyi. En önemli husus hastaların insülin rezervlerinin tükenmemiş olması.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Ameliyatla bir diyabet hastasını kullandığı tüm insülin veya ilaçlardan kurtarabilme ve düzenli kan şekeri kontrolü sağlama imkanımız var.

Sağlıklı günler dilerim.

Doç. Dr. Ali HARLAK